Türkiye'deki kurumsal şirketlerde ve orta ölçekli teknoloji firmalarında çalışan mühendislerin en çok korktuğu zaman dilimi nedir biliyor musunuz?
Pazartesi sabahları saat 10:00 toplantıları.

Çünkü şirketinizin teknik altyapıdan zerre kadar anlamayan, ama kendini "vizyoner teknoloji lideri" sanan yöneticisi, hafta sonunu LinkedIn'de, Medium'da ve yabancı teknoloji bültenlerinde geçirmiştir. Orada dönemin en popüler, en cilalı ve en havalı "buzzword"lerini (moda sözcüklerini) görmüştür:
"Event-Driven Architecture", "Micro-Frontends", "Serverless", "AI-Agent Swarms", "Rust ile yeniden yazım", "GraphQL"...

Pazartesi sabahı toplantı odasına girer. Gözlerinde tehlikeli bir ışıltı vardır. Masaya bir sunum slaytı fırlatır ve o ölümcül cümleyi kurar:
"Arkadaşlar, sektör nereye gidiyor görmüyor musunuz? Biz hâlâ monolitik yapıda kaldık. Tüm mimariyi acilen event-driven mikroservislere bölüyoruz ve araya Kafka koyuyoruz!"

Mühendislik ekibi dehşetle birbirine bakar.
Bir kıdemli mühendis çekinerek söz alır: "Efendim, bizim sitemizi günde sadece 1.500 kişi ziyaret ediyor. Veritabanımızda saniyede 3 tane sorgu dönüyor. Mevcut Node.js ve PostgreSQL monolitimiz tıkır tıkır çalışıyor, yanıt sürelerimiz 40 milisaniye. Neden Kafka'ya veya 20 tane mikroservise ihtiyacımız olsun ki?"

Yönetici küçümseyici bir tebessümle bakar: "Siz vizyonsuzsunuz. Ölçeklenmeye (scale) hazırlıklı olmalıyız. İki ay içinde bu dönüşüm bitecek."

Ve şirketin yavaşlatılmış ölüm süreci resmen başlar.

Resume-Driven Development (CV Odaklı Mühendislik)

Bu akıl tutulmasının bilgisayar bilimlerindeki adı çok nettir: Resume-Driven Development (RDD) — yani "Özgeçmiş Odaklı Geliştirme".

O yöneticinin derdi şirketin performansını artırmak, kullanıcı deneyimini iyileştirmek veya altyapı maliyetlerini düşürmek değildir.
Onun tek bir derdi vardır: Bir sonraki iş başvurusunda CV'sine "Şirketin monolitik yapısını başarıyla event-driven mikroservis mimarisine taşıdım" yazabilmek. Bir de LinkedIn'de "Büyük Mimari Dönüşüm Yolculuğumuz" başlığı altında 500 beğeni alacak sahte bir başarı hikayesi paylaşabilmek!

Şirketin parası, mühendislerin geceleri ve projenin geleceği; bir yöneticinin kişisel markalama egosuna kurban edilir.

Yamalı Bohçaya Dönen Altyapılar: Teknoloji Çöplüğü

Peki bu sürecin sonunda ne olur?

İki yıl sonra o şirketin kod tabanını açtığınızda, tam bir arkeolojik teknoloji çöplüğüyle karşılaşırsınız:

  • Bir kısmı 2021'de dönemin modası diye Go ile yazılmış ve yarıda bırakılmış,
  • Bir kısmı 2023'te LinkedIn'de görüldü diye Rust ile başlanmış ama yazan kişi işten ayrılınca sahipsiz kalmış,
  • Araya Kafka konulmuş ama kimse konfigürasyonunu bilmediği için kuyruklar sürekli patlayan,
  • Dört farklı veritabanının (Postgres, Mongo, Redis, Elastic) birbirine koli bandıyla bağlandığı, kimsenin baştan sona nasıl çalıştığını anlayamadığı ucube bir Frankeştayn!

Sistem eskisinden 10 kat daha yavaş çalışır. Hata ayıklamak (debug) imkânsız hale gelir. Basit bir buton eklemek için 6 farklı servise PR açmak gerekir. Bulut faturası 5 katına fırlamıştır.

Ve en trajik olanı nedir biliyor musunuz?
O kararı aldıran "vizyoner" yönetici, o enkaz daha patlamadan önce başka bir kurumsal şirkete transfer olmuş; orada da aynı zehirli vaazları vermeye başlamıştır bile!

Mühendislik Trend Takipçiliği Değildir

Bir doktor, tıp dergisinde gördüğü en yeni ve en deneysel cerrahi yöntemi; grip olmuş sıradan bir hastanın üzerinde "Hadi bunu deneyelim, çok havalı duruyor" diyerek uygulayabilir mi? Uygularsa ona doktor değil, kasap denir.

Yazılımda da elindeki problemin boyutuna bakmadan, sırf Silicon Valley trendi diye şirket altyapısını kobay faresi gibi kullananlara mühendis denmez; sadece trend bağımlısı birer amatör denir.

Gerçek mühendislik; modaya uymak değil, ihtiyaca tam oturan en sade çözümü üretmektir.

Eğer sizin probleminizi basit bir cron job çözüyorsa, araya Kafka koymak mühendislik değil; görgüsüzlüktür.
Eğer tek bir ilişkisel veritabanı işinizi görüyorsa, 10 tane mikroservis açmak cesaret değil; şirketin parasını yakmaktır.

En büyük mimari başarı; en çok teknolojiyi birbirine bağlamak değil; en az parça ile en sağlam, en sessiz ve en uzun ömürlü sistemi inşa edebilmektir.

LinkedIn trendlerini toplantı odasının kapısında bırakın.
Egonuzu değil; kodunuzun sadeliğini ve şirketinizin gerçek ihtiyaçlarını masaya koyun.

Çünkü teknoloji çöplüğünde inşa edilen hiçbir kule, gerçek hayatın rüzgarlarına karşı ayakta kalamaz.