Türkiye'de bir yazılımcı olarak hayatınızı sürdürüyorsanız; bayram ziyaretlerinde, akraba düğünlerinde veya uzun süredir görüşmediğiniz bir lise arkadaşınızla kahve içerken başınıza gelecek en kaçınılmaz, en klişe ve en can sıkıcı kabus şudur:

Karşınızdaki kişi arkasına yaslanır, ses tonunu bir sır paylaşıyormuş gibi gizemli bir şekilde alçaltır ve gözlerini kısarak o cümleyi fısıldar:
"Kardeşim, benim aklımda öyle bir proje var ki... Bak yemin ediyorum Türkiye'de tek, dünyada bile benzeri yok. Uber gibi ama sadece halı yıkamacılar için (veya Getir gibi ama ikinci el oto sanayi parçaları için). Voleyi vuracağız!"

Ve hemen ardından o muazzam teklif masaya bırakılır:
"Fikir tamamen benden. Sen zaten bilgisayardan anlıyorsun, iki tık tık kodlarsın. Yüzde elli yüzde elli ortak olalım. Ben işin fikrini verdim, sen de teknik tarafını hallediver."

O an karşınızdaki insanın yüzüne bakarken; hem gülmek, hem ağlamak, hem de masadan sessizce kalkıp kaçmak istersiniz.

Çünkü bu topraklarda yazılımın, mühendisliğin ve zihinsel emeğin nasıl algılandığına dair bütün cehalet ve çarpıklık, işte bu tek bir cümlede kristalize olmuştur.

Derek Sivers ve Fikrin Sıfır Değeri

Girişimci ve yazar Derek Sivers'ın bütün dünyada yankı uyandıran çok basit ama sarsıcı bir formülü vardır:
Fikir tek başına sadece bir çarpandır (multiplier). İcraat (execution) ise asıl değerdir.

Sivers bu formülü şöyle matematikselleştirir:

  • Berbat Fikir: -1
  • Vasat Fikir: 1
  • Harika Fikir: 10
  • Dahice Fikir: 20

Peki ya icraat?

  • Hiç İcraat Yok: 1 Dolar
  • Kötü İcraat: 100 Dolar
  • İyi İcraat: 10.000 Dolar
  • Mükemmel İcraat: 1.000.000 Dolar

Eğer elinizde dünyanın en dahice fikri (20) bile olsa, ortada tek bir satır çalışan kod, tek bir ödeyen müşteri, tek bir operasyonel süreç yoksa; o fikrin toplam değeri: 20 x 1 Dolar = 20 Dolardır.

Fikir, zihnin en ucuz, en zahmetsiz ve en bedava ürünüdür. Duşta yıkanırken veya trafikte otururken herkes günde on tane "dahice" uygulama fikri bulabilir. Dünyadaki mezarlıklar, zamanında "muazzam bir fikrim vardı" diyen ama tek bir adım bile atmamış milyonlarca insanın hayaletleriyle doludur.

Oysa o fikri çalışan bir ürüne dönüştürmek; geceler boyu kod yazmak, sunucu mimarisi kurmak, veritabanı kilitlenmelerini çözmek, kullanıcı arayüzü tasarlamak ve müşteri şikayetlerini sırtlamak demektir.

"Ben fikri verdim, sen iki satır kodla" diyen insan; aslında "Ben arsanın hayalini kurdum, sen 15 katlı gökdeleni dik, daireleri yarı yarıya bölüşelim" demektedir.

Kod Bittiğinde Asıl Cehennem Başlar

Akraba ve arkadaş çevresinin bir türlü idrak edemediği en büyük yanılgı, yazılımın "bir kez yapılıp biten" statik bir inşaat olduğunu sanmalarıdır: "Kodu yaz, App Store'a yükle, sonra yan gelip paraları sayalım."

Oysa her gerçek mühendis bilir ki; kodun ilk versiyonunu yazıp yayına almak, maratonun sadece başlangıç ısınmasıdır.

Gerçek savaş o kod bittikten sonra başlar:

  • Her ay tıkır tıkır ödenmesi gereken AWS ve sunucu faturalarını kim ödeyecek?
  • Gece saat 03:00'te ödeme gateway'i çöktüğünde yatağından fırlayıp kim debug edecek?
  • Apple'ın veya Google'ın her yıl zorunlu kıldığı yeni SDK güncellemelerini, politika değişikliklerini kim takip edecek?
  • Müşterilerden gelen "Param çekildi ama siparişim görünmüyor" öfkesini kim göğüsleyecek?

O "fikir babası" ortakların hiçbirini o gece nöbetlerinde bulamazsınız. Sunucu faturası geldiğinde hepsi birden buharlaşır. Çünkü onlar sadece başarının ve paranın ortağı olmak ister; çilenin, sorumluluğun ve maliyetin ortağı olmayı akıllarının ucundan bile geçirmezler.

Sınır Çizme Rehberi: "Fikir Ortaklarına" Ne Demeli?

Bir yazılımcı olarak akıl sağlığınızı, zamanınızı ve insan ilişkilerinizi korumak istiyorsanız; bu tür tekliflere karşı cebinizde hazır, nazik ama granit gibi sert cevaplar bulundurmak zorundasınız:

  1. "Benim Saatlik Danışmanlık Ücretim Şu Kadar": Fikrinden o kadar emin olan birine şunu söyleyin: "Fikrin gerçekten harika görünüyor. Ben hisse karşılığı ortak olmuyorum ama profesyonel olarak bu ürünü geliştirebilirim. Saatlik geliştirme ücretim 50 dolar, tahmini geliştirme süresi 400 saat. Eğer bu yatırımı yapmak istersen sözleşmeyi hazırlayalım." Göreceksiniz ki o "milyar dolarlık vizyoner", saniyesinde konuyu değiştirip havalardan bahsetmeye başlayacaktır.
  2. "Önce Pazar Araştırmasını Sen Yap": "Harika fikir! O zaman sen önümüzdeki hafta git, bu işi yapacak 50 tane halı yıkamacıyla görüş. Onlara 'Böyle bir uygulama çıksa ayda 500 lira öder misiniz?' diye sor ve niyet mektubu imzalat. Geldiğinde kodu hemen yazmaya başlarım." Bir haftanın sonunda o 50 kişiyle asla görüşülmediğini göreceksiniz; çünkü fikir ucuzdur ama sokağa çıkıp icraat yapmak zordur.

Fikirlerin hiçbir değeri yoktur; değer sadece ve sadece ter döken, sorumluluk alan ve sistemi ayakta tutan icraattadır.

Siz bir fikir hamalı değilsiniz. Yıllarca dirsek çürüterek kazandığınız o kıymetli mühendislik zanaatınızı, ucuz kahve sohbetlerinin ve bedavacı heveslerin sermayesi yapmayın.

Bırakın onlar fikirleriyle zengin olsun; siz çalışan, nefes alan ve gerçek değer üreten kodlarınızla usta kalın.