Türkiye'de bilgisayar mühendisliğinden yeni mezun olmuş veya kendi tırnaklarıyla kod öğrenip sektöre girmeye çalışan 22-23 yaşındaki bir gencin karşısına dikilen o devasa, absürt ve insanı çıldırtan mantık duvarını hepimiz çok iyi biliriz:

  • Bir şirkete iş başvurusunda bulunursun: "Üzgünüz, hiç iş tecrübeniz yok, sizi alamayız."
  • Haklı olarak sorarsın: "İyi de tecrübe kazanabilmem için bir yerde işe başlamam gerekmiyor mu?"
  • Şirket soğuk bir tebessümle kapıyı kapatır: "O bizim sorunumuz değil, git önce başka bir yerde tecrübe kazan, sonra bize gel."

Ve Joseph Heller'ın o meşhur Madde 22 (Catch-22) paradoksu tam olarak burada başlar:
İşe girmek için tecrübe lazımdır; ama tecrübe kazanmak için önce bir işe girmek lazımdır!

LinkedIn'deki iş ilanlarını açın. Başlıkta koca harflerle "Junior Geliştirici" yazar. İlanın detaylarına inersiniz:
"En az 3-4 yıl canlı ortam (production) tecrübesi olan, mikroservis mimarilerine hakim, AWS ve Kubernetes yönetmiş, CI/CD pipeline'ları kurmuş, askerliğini yapmış..."

Bu ilanlar sadece trajikomik bir cehaletin değil; Türkiye teknoloji sektörünün bencilce sergilediği kurumsal bir tembelliğin belgesidir.

"Biz Okul Değiliz" Bencilliği

Şirketlerin İK yöneticilerinden ve kurucularından en sık duyduğunuz savunma şudur: "Biz okul değiliz, bizim zamanımız yok, bize ilk günden iş teslim edecek hazır adam lazım."

İyi de muhterem, o hazır adam gökten zembille mi inecek?
Sen yetiştirmezsen, yanındaki şirket yetiştirmezse, öbürü sırtını dönerse; bu sektörde beş yıl sonra mimariyi kime teslim edeceksiniz?

Herkes ormanda sadece meyve toplamak istiyor; ama o meyve ağacını dikmeye, suyunu vermeye, dalını budamaya hiç kimse tek bir saatini bile ayırmak istemiyor.

Sonra ne oluyor? Piyasada tecrübeli mühendis kalmayınca birbirlerinin çalışanlarını transfer etmek için astronomik teklifler havada uçuşuyor; o mühendisler de ilk fırsatta yurt dışına kaçınca şirketler ortada kalıp "Yetişmiş eleman bulamıyoruz" diye televizyonlarda ağlaşıyor.

Kendi ellerinizle kuruttuğunuz fidanlığın içinde, neden çiçek açmadığını sorgulayamazsınız.

Sertifika Koleksiyonculuğunun İflası

Bu acımasız kısır döngünün ortasında kalan yüz binlerce genç ise ne yazık ki yanlış yönlendiriliyor.

Umut taciri online kurslar ve bootcamp'ler gençlere aynı yalanı satıyor: "Bizden 6 haftalık React eğitimi al, sana sertifika verelim, kapılar açılsın."

Ve gençlerin LinkedIn profilleri Udemy sertifikalarıyla, kopyala-yapıştır yapılmış klon projelerle (Netflix klonu, Spotify klonu, Todo uygulaması) dolup taşıyor. İK uzmanlarının önüne her gün birbirinin virgülüne kadar aynı olan 500 tane CV düşüyor.

Ve o CV'lerin hiçbiri işe yaramıyor. Çünkü herkes aynı şeyi biliyor: O klon projeler bir eğitim videosunu taklit etmekten ibarettir; gerçek hayattaki tek bir problemi bile çözmez.

Kısır Döngüyü Kırma Rehberi: "Proof of Work" (İş Kanıtı)

Eğer bu satırları okuyan ve o kapalı kapıların önünde çaresizce bekleyen bir genç yazılımcıysan; sana sistemi değiştirebileceğin masalını anlatmayacağım. Şirketlerin bencilliği bir gecede bitmeyecek.

Ama sen o duvarı kendi ellerinle yıkabilirsin. Nasıl mı?
Sertifika toplamayı bırakıp, reddedilemeyecek bir "İş Kanıtı" (Proof of Work) üreterek:

  1. Klon Projeleri Çöpe At: Kimsenin senin yazdığın 100. Todo uygulamasına ihtiyacı yok. Çevrene bak. Mahalledeki kütüphanenin, yerel bir sivil toplum kuruluşunun, bir derneğin veya açık kaynak bir topluluğun kanayan gerçek bir problemini bul. O problemi çözen ve canlıda 50 kişinin gerçekten kullandığı ufacık bir yazılım yap. Canlıda çalışan ve gerçek kullanıcısı olan tek bir proje, 50 tane Udemy sertifikasından bin kat daha ikna edicidir.
  2. Açık Kaynak Kod Depolarına Katkı Ver: Dünyanın en büyük açık kaynak kütüphanelerinin GitHub depolarına git. "Good First Issue" etiketli biletleri bul. Dokümantasyondaki bir hatayı düzelt, basit bir bug'a PR aç. CV'ne "X kütüphanesine kod katkısı verdim" yazmak, mülakatta sana doğrudan kıdem kapısını aralar.
  3. Süreçlerini Herkesin Önünde Paylaş (Build in Public): Bir problem çözerken nerede takıldığını, nasıl debug ettiğini, hangi hatadan ders çıkardığını bir blog yazısıyla veya sosyal medyada şeffafça anlat. Şirketler senin her şeyi bilmeni beklemez; nasıl öğrendiğini ve nasıl düşündüğünü görmek ister.

Tohum Ekmeden Hasat Alınmaz

Şirket liderlerine ve kıdemli mühendislere son bir çağrı:

Bir junior geliştiriciyi işe almak, ona haftada iki saatini ayırıp mentörlük yapmak bir hayır işi veya lütuf değildir.
Bu, bu sektöre olan varoluşsal borcunuzdur.

Unutmayın; bugün o fildişi kulelerinizde otururken aldığınız kararlar, bir zamanlar sizin yazdığınız berbat kodlara sabreden o eski ustaların mirasıdır.

Gençlere kapıyı kapatmayın.
O kısır döngüyü kırmak için bir fidan dikin.

Çünkü tohum ekmeyi reddeden bir toplum; eninde sonunda açlıktan ve kuraklıktan kırılmaya mahkûmdur.