Teknoloji şirketlerinin kariyer sayfalarını açtığınızda, şirket içi etkinlik fotoğraflarının altında veya oryantasyon sunumlarında en sık karşılaştığınız o vıcık vıcık, duygusal manipülasyon cümlesini hatırlayın:
"Biz burada sadece bir iş yeri değiliz, biz birbirine kenetlenmiş kocaman bir aileyiz."

Kulağa ne kadar sıcak, ne kadar koruyucu ve güven verici geliyor değil mi? İnsan zihni, evrimsel olarak bir kabileye ve bir aileye ait olma ihtiyacıyla kodlanmıştır. Yalnızlıktan korkarız; şefkat, kabul ve koşulsuz sadakat ararız. Şirketlerin İK departmanları da bu en ilkel insani zaafımızı çok iyi bilir ve onu tepe tepe kullanır.

Sizden hafta sonu ücretsiz mesai istendiğinde "Biz bir aileyiz" denir.
Enflasyonun %70 olduğu bir ülkede size %30 zam teklif edildiğinde "Ailemizin bütçesi bu ara biraz sıkışık, fedakarlık yapmalıyız" denir.
Hakkınızı aradığınızda veya sınır çizmeye çalıştığınızda "Ama bu yaptığın ailemize hiç yakışmıyor" denilerek suçluluk psikolojisine hapsedilirsiniz.

Peki, sonra ne olur?

Günün birinde şirketin çeyrek dönem finansal tabloları beklenenden %5 düşük gelir. Ya da yurt dışındaki yatırımcı turu ertelenir.

Ve bir Salı sabahı, saat 09:30'da takviminize o meşhur 15 dakikalık gizemli toplantı düşer: "Operasyonel Güncelleme - İK & Yönetim".

15 Dakikalık Soğuk Duş

Toplantıya girersiniz. Karşınızda geçen hafta omzunuza vurup "Sen bu ailenin en değerli parçasısın" diyen kurucu ortak ve yanında İK müdürü oturmaktadır.

Yüzlerdeki o sıcak, sevecen aile gülümsemesi tamamen silinmiştir. Karşınızda buz gibi, mekanik ve duygusuz iki yabancı vardır. İK müdürü elindeki kâğıttan o önceden ezberletilmiş kurumsal metni okumaya başlar:

"Şirketimizin uzun vadeli stratejik öncelikleri, değişen makroekonomik dinamikler ve bütçe optimizasyonu çerçevesinde... Yasal haklarınız ve kıdem tazminatınız kanunlar gereğince ödenecek olup, şirket hesaplarınıza erişiminiz saat 10:00 itibarıyla kapatılacaktır. Bugüne kadarki katkılarınız için teşekkür ederiz."

O an kanınız donar.
Slack hesabınız kapatılır. Şirket bilgisayarınız kilitlenir. Güvenlik eşliğinde eşyalarınızı bir karton kutuya koyup binanın kapısına bırakılırsınız.

Peki o "kocaman aileye" ne oldu?
O aile, şirketin Excel tablosundaki bir maliyet satırı (headcount) negatife düştüğü o saniyede buharlaşıp yok oldu!

Aile Evladını İhale İptal Oldu Diye Evden Atmaz

Gelin bu hastalıklı kavramı ait olduğu gerçek yerine koyalım:
Bir şirket ASLA bir aile değildir ve olamaz.

Gerçek bir ailede ebeveynler, evin bütçesi kısıtlandı diye çocuklarından birini sokağa atıp "Bu ay bütçe eksi yazdı oğlum, yasal hakların çerçevesinde seninle yollarımızı ayırıyoruz" demez. Gerçek ailede bağlar kâr-zarar tablolarına, hisse değerine veya yatırımcı sunumlarına bağlı değildir; koşulsuz sevgiye ve kan bağına dayanır.

Oysa bir teknoloji şirketi ile aranızdaki ilişki; tamamen rasyonel, iki taraflı ve ekonomik temelli bir Hizmet ve Emek Sözleşmesidir.

Siz zamanınızı, uzmanlığınızı, zihinsel enerjinizi ve gençliğinizi masaya koyarsınız; şirket de bunun karşılığında size anlaştığınız maaşı ve yan hakları öder.

Ne bir gram fazlası, ne bir gram eksiği.

"Biz Bir Spor Takımıyız" Dürüstlüğü

Netflix'in kurucusu Reed Hastings'in şirket kültür manifestosunda yazdığı ve tüm kurumsal dünyayı sarsan harika bir tespiti vardır:
"Biz bir aile değiliz. Biz profesyonel bir spor takımıyız (pro sports team)."

İşte dürüstlük tam olarak budur!
Bir spor takımında futbolcular birbirine saygı duyar, sahada aynı hedef için ter döker, birbirini destekler. Ama herkes bilir ki; günün sonunda burası profesyonel bir ligdir. Formsuz olan yedek kalır, taktiğe uymayan transfer edilir, sözleşmesi biten ayrılır. Kimse kimseye sahte bir kan bağı yalanı satmaz.

Bir şirket sizinle bir profesyonel gibi konuşuyorsa, ona saygı duyabilirsiniz. Şeffaftır, sınırları bellidir.
Ama bir şirket size "aile" masalı anlatmaya başladığı an; bilin ki sizden hak ettiğinizden daha fazlasını bedavaya koparmak için zihinsel bir tuzak kuruyordur.

Sınırlarınızı Koruyun, Emeğinizi Kutsayın

Bu yanılsamadan kurtulmak sizi soğuk, bencil veya işine yabancılaşmış biri yapmaz; aksine sizi özgür ve olgun bir profesyonele dönüştürür.

  • İşinizi en iyi şekilde yapın. Kodunuzu bir zanaatkar titizliğiyle yazın. Çalışma arkadaşlarınıza karşı şefkatli, dürüst ve yardımsever olun.
  • Ama o şirketi asla "aileniz" sanmayın. Şirketin başarısını kendi tek varoluş sebebiniz haline getirmeyin. Şirket için kendi sağlığınızı, uykunuzu ve asıl gerçek ailenizi feda etmeyin.

Çünkü işten çıkarıldığınız gün şirket ertesi hafta sizin yerinize yeni bir ilan açacaktır.
Ama kendi hayatınızda, kendi gerçek ailenizde ve sevdiklerinizin kalbinde sizin yerinize açılabilecek başka hiçbir ilan yoktur.