Girişimcilik konferanslarında, üniversite panellerinde kürsüye çıkan zengin iş insanlarının gençlere tepeden bakarak verdiği o meşhur, beylik vaazı hatırlayın:
"Gençler çok korkak! Neden risk almıyorsunuz? Bakın Steve Jobs garajda başladı, Zuckerberg okulu bıraktı. Siz de garanti maaşlı işleri bırakın, hayallerinizin peşinden koşun, batmaktan korkmayın!"
Kürsüdeki konuşmacı alkışlanır. Salondaki 24 yaşındaki genç yazılımcı ise başını öne eğer; kendini yetersiz, korkak ve vizyonsuz hisseder.
Oysa o parlak kürsünün arkasında duranların bilerek görmezden geldiği, konuşmaktan korktuğu devasa bir gerçeklik vardır:
Risk almak bir karakter özelliği değil; sınıfsal ve ekonomik bir ayrıcalıktır.
Steve Jobs'ın garajında başladığı Silikon Vadisi'nin arkasında; batarsa aç kalmayacağı bir aile evi, güçlü bir sosyal güvenlik ağı, bedava sağlık sigortası ve iflas ettiğinde ertesi gün onu yeniden finanse edecek trilyon dolarlık bir risk sermayesi havuzu vardı.
Şimdi gelin, aynı yaşta Türkiye'de yaşayan ortalama bir yazılım mühendisinin sırtındaki o görünmez kurşun ağırlıklara bakalım.
25 Yaşındaki Bir Gencin Sırtındaki Ağır Bilanço
Türkiye'de üniversiteyi bitirip sektöre adım atan 23-26 yaşındaki bir gencin hayatı, bir start-up macerası gibi değil; adeta bir borç tahsilat operasyonu gibi başlar:
- Evlilik ve Düğün Cenderesi: Bu toplumda evlenmek iki insanın hayatını birleştirmesi değildir; yüz binlerce liralık bir finansal yıkımdır. Düğün salonu masrafları, mobilyalar, beyaz eşyalar, takılan altınlar ve ailelerin bitmeyen talepleri... Genç bir mühendis evlendiği gün cebinde en az 3-4 yıllık bir kredi borcuyla masaya oturur.
- Kira ve Barınma Krizi: Büyükşehirlerdeki fahiş kiralar yüzünden maaşın neredeyse yarısı ayın ilk gününde buharlaşır. Ev sahibi her an kapıdadır.
- Ailenin Emeklilik Sigortası Olmak: Batı'daki akranlarının aksine, Türkiyeli bir genç sadece kendi hayatını yaşamaz. Emekli maaşı açlık sınırının altında kalmış anne ve babasına destek olmak, okuyan kardeşinin harçlığını göndermek zorundadır. O, aynı zamanda ailesinin gayriresmi emeklilik fonudur.
Şimdi bu gence dönüp "İşinden istifa et, 1 yıl boyunca tek kuruş gelir olmadan bir garajda startup dene" demek; cehalet değilse düpedüz zalimliktir!
Tek Bir Maaş Kesintisi = Hayatın Çöküşü
Girişimcilik, en az 12-18 ay boyunca tek kuruş para kazanmadan, cebinizdeki birikimi yakabilme (runway) lüksüdür.
Peki Türkiye'deki ortalama bir yazılımcının "runway"i kaç aydır biliyor musunuz?
Tam olarak bir aydır!
Eğer ayın birinde o maaş banka hesabına yatmazsa; ertesi hafta ev kredisi taksidi patlar, diğer hafta kredi kartı asgari tutarı ödenemez, ay sonunda ev sahibi kapıya dayanır ve tüm hayat zincirleme bir reaksiyonla yerle bir olur.
Böyle bir ekonomik zeminde yaşayan bir insandan "risk almasını" bekleyemezsiniz.
O gencin bir kurumsal şirkete, bir bankaya girip "Aman başım ağrımasın, ayın birinde maaşım yatsın, SGK'm tam yatsın" diyerek garanti maaşa sarılması bir korkaklık değildir. Bu, ailesine ve sevdiklerine karşı duyduğu derin bir sorumluluk bilinci ve hayatta kalma refleksidir.
Girişimcilik Zengin Çocuklarının Sporu mu?
İşte bu sosyo-ekonomik frenler yüzünden, Türkiye'de gerçekten "start-up kurabilen" kitlenin profili giderek homojenleşti ve kısıtlandı:
Ailesinin Bebek'te veya Kadıköy'de dairesi olan, kira derdi bulunmayan, batarsa babasının şirketine sığınabilecek tuzu kuru zengin çocuklarının oynadığı bir "prestij oyununa" dönüştü.
Anadolu'nun bir şehrinden gelmiş, ailesini sırtlayan dahi çocuk ise bankanın bodrum katında legacy Java kodları yazmaya mahkûm edildi. Çünkü onun batma lüksü yoktu.
Bu, bir ülkenin en zeki beyinlerinin risk alma kapasitesini yok eden korkunç bir yetenek israfıdır.
Bu Frenlerle Nasıl Yaşayacağız?
Eğer sırtınızda bu borçlar, bu krediler ve bu ailevi sorumluluklar varken yine de içinizde bir şeyler üretme, kendi ürününüzü çıkarma ateşi yanıyorsa; kendinize kızmayı bırakın. Siz korkak değilsiniz.
Sadece stratejinizi Silikon Vadisi masallarına göre değil, kendi topraklarınızın gerçeklerine göre çizmek zorundasınız:
- İşini Bırakma, Kenarda Başla (Side Project): Gündüz maaşlı işinizde çalışırken, akşamları günde 2 saatinizi kendi mikro-ürününüze ayırın. İlk gelirinizi elde edene kadar o garanti maaş dalını asla bırakmayın.
- Düşük Maliyetli Başla: Şirket kurmadan, büyük sunucu masraflarına girmeden, en ucuz araçlarla fikrinizi küresel pazarda test edin.
- Borçları Sıfırlamayı Birinci Hedef Yapın: Sizi o kurumsal prangaya bağlayan şey şirket sevgisi değil; o kredi taksitleridir. Finansal özgürlüğe giden yol, tüketim çılgınlığını ve borçları sıfırlamaktan geçer.
Cesaret, gözü kapalı uçuruma atlamak değildir.
Gerçek cesaret; sırtındaki onca yüke ve prangaya rağmen, o uçurumun kenarında dengede kalarak gökyüzüne doğru bir kanat çırpabilme dirayetidir.