Eğer son birkaç yıldır LinkedIn akışınızı beş dakikadan fazla kaydırdıysanız; midenizi bulandıran, zekanıza hakaret eden ve insanı kendi türünden utandıran o garip, yapay tiyatronun kokusunu mutlaka almışsınızdır.
Sosyal medyanın en kurumsal ve profesyonel olması gereken platformu, bugün tarihin en büyük "Kolektif Narsisizm ve Sahte Kırılganlık Sirkine" dönüşmüş durumdadır.
Tipik bir gönderi şablonunu hepimiz ezbere biliriz:
Kısa, tek satırlık ve dramatik cümlelerle başlar:
"Geçen yıl bugün banka hesabımda sadece 14 TL vardı..."
(Bir boşluk)
"Ağlayarak uyandım. Herkes bana bittiğimi söyledi..."
(Bir boşluk)
"Ama sonra aynaya baktım. 'Asla pes etmeyeceksin' dedim..."
(Bir boşluk)
"Ve bugün... Şirketimiz 50 kişilik dev bir ekibe ulaştı! Büyüme zihniyeti (growth mindset) her şeydir. Asla pes etmeyin dostlar! #leadership #success #hustle"
Altına iliştirilmiş, yapay bir hüzünle kameraya bakan siyah-beyaz bir selfie ve binlerce alkış emojisi...
Bu sahte drama tiyatrosunun arkasındaki gerçek nedir biliyor musunuz?
Koca bir hiçlik.
"Vulnerability Porn": Kırılganlığı Satış Malzemesi Yapmak
Sosyal medya guruları birkaç yıl önce bir şey keşfetti: İnsanlar artık sadece soğuk şirket başarılarına prim vermiyor. İnsanların dikkatini çekmenin en ucuz yolu; acıyı, başarısızlığı ve kırılganlığı bir pazarlama aparatına dönüştürmek (Vulnerability Porn).
İşten kovulan biri çıkıp "Bugün kapının önüne kondum ama beni kovan yöneticime minnettarım, bu kovulma benim liderlik yolculuğumun en muazzam hediyesi oldu" diyerek kurumsal mazoşizmin zirvesine tırmanabiliyor.
Ofiste çalışanına mobbing uygulayan, mesai ücretini gasp eden bir şirket kurucusu; LinkedIn'de "Liderlik şefkattir, ekibimi bir evlat gibi seviyorum" diyerek felsefe parçalayabiliyor.
Terminalde iki satır temiz kod yazmaktan aciz olan, hayatında tek bir dağıtık sistem mimarisi görmemiş insanlar; her gün "10x Mühendis Olmanın 7 Altın Kuralı" başlığı altında çalıntı listeler paylaşarak binlerce beğeni topluyor.
Sektörümüz ne yazık ki; üretilen değerin değil, yapılan şovun ödüllendirildiği hastalıklı bir vitrin bağımlılığına teslim oldu.
Terminalin Gerçeği vs. Vitrinin Yalanı
İşin en acı verici tarafı, bu sahte tiyatronun genç yazılımcıların ruh dünyasında yarattığı tahribattır.
Gencecik bir mühendis masasının başına oturur. Sabahtan akşama kadar tek bir CSS taşmasını düzeltmek için ter döker, terminaldeki yüzlerce derleme hatasıyla boğuşur, kendini yetersiz ve çaresiz hisseder. Sonra mola vermek için LinkedIn'i açar.
Ve karşısında ne görür?
Kendi yaşındaki akranlarının her hafta yeni bir "başarı hikayesi" yazdığını, her ay bir konferansta sahneye çıktığını, her gün yeni bir yapay zeka aracını "devrimsel" bir şekilde fethettiğini okur.
Ve kendi kendine sorar: "Ben neden bu kadar başarısızım? Neden herkes uçuyor da ben yerimde sayıyorum?"
Sakin ol kardeşim. Kimse uçmuyor.
O sahnedekilerin büyük bir kısmı da senin gibi terminalin başında saçını başını yoluyor.
Onların prod sunucuları da çöküyor, onların yazdığı kodlar da spagettiye dönüyor.
Tek fark şu: Onlar hatalarıyla yüzleşip sessizce düzeltmek yerine; hatalarını bile cilalayıp sosyal medyaya birer "ilham kaynağı" olarak pazarlayacak kadar utanmaz birer gösteri sanatçısına dönüştüler.
Sessiz Zanaatkarlığın Asaleti
İnsanlık tarihi boyunca gerçek ustalar asla sokak köşelerinde bağırıp kendini övmemiştir.
Büyük bir marangoz, yaptığı masanın üzerine çıkıp nutuk atmaz; masanın pürüzsüz ahşabına dokunmanız yeterlidir.
Büyük bir cerrah, ameliyathaneden çıkıp koridorda self-help tiradları atmaz; hastanın sağ salim ayağa kalkması tek ve en büyük cevaptır.
Yazılım da özünde bir dijital zanaattır.
Ve gerçek bir zanaatkarın vitrini LinkedIn gönderileri değil; yazdığı kodun zarafeti, sisteminin kararlılığı ve kriz anındaki sessiz soğukkanlılığıdır.
Gürültüyü kesin.
Sosyal medyadaki o içi boş narsisizm bataklığından zihninizi arındırın.
Beğeni sayılarıyla değil; çözdüğünüz problemlerin derinliğiyle kendinizi ölçün.
Çünkü alkışlar bittiğinde, ışıklar söndüğünde ve sahne kapandığında; geriye sadece o siyah terminal ekranı ve o ekrana dürüstçe döktüğünüz saf emek kalacaktır.