Modern teknoloji sektörünün en kurumsal, en ciddi ve aynı zamanda en komik tiyatro oyununa hoş geldiniz: Teknik İşe Alım Mülakatları.

Bu süreç öyle bir karşılıklı yalan ve performans sanatına dönüşmüştür ki; iki taraf da birbirinin yalan söylediğini bilir, iki taraf da gerçeğin bu olmadığını bilir ama yine de hiç kimse rolünü bozmaz. Perde açılır, replikler ezbere okunur, alkışlar tutulur ve oyun biter.

Gelin bu trajikomik tiyatronun perde arkasını birlikte aralayalım.

Birinci Perde: İlan Metnindeki İmkânsız Fantezi

Oyun, şirketin açtığı iş ilanıyla başlar. Başlık: "Mid-Level Full-Stack Geliştirici".
İlanın aradığı yetkinlikler listesine bakarsınız; sanki tek bir insan değil, koca bir NASA mühendislik departmanı aranıyordur:
"En az 5 yıl React, Vue ve Angular tecrübesi. Çok iyi derecede Go, Rust ve Python. Kubernetes cluster'larını sıfırdan kurup yönetebilen, Kafka ile yüksek hacimli veri işleyen, Terraform ile altyapı kodlayan, CI/CD pipeline'larını optimize eden, siber güvenlik penetrasyon testlerini yürüten ve tercihen yapay zeka LLM modelleri eğitebilen..."

Bu ilanı yazan İK uzmanının veya şirketin, bu teknolojilerin ne anlama geldiğine dair en ufak bir fikri yoktur. Şirketteki gerçek iş ise; WordPress benzeri basit bir içerik yönetim panelindeki butonların yerini değiştirmek ve Excel'den gelen fatura verilerini bir MySQL tablosuna yazdırmaktan ibarettir!

Ama ilan Silicon Valley devi gibi yazılmak zorundadır; çünkü kurumsal kibir bunu gerektirir.

İkinci Perde: CV'deki Zorunlu Yalanlar

Piyasada bu imkânsız ilanı gören 24 yaşındaki genç mühendis ne yapar?
Eğer dürüst davranıp CV'sine sadece gerçekten uzman olduğu şeyleri yazarsa (örneğin: "JavaScript'i iyi bilirim, temiz bir REST API yazarım, Postgres'te sorgu atarım"); o CV şirketin otomatik yapay zeka filtresini bile aşamaz. Çöpe atılır.

Hayatta kalabilmek için oyunun kuralına uymak zorundadır:
Bir hafta sonu YouTube'da 20 dakikalık bir videosunu izlediği Rust dilini CV'sine "Proficient" olarak ekler. Kendi bilgisayarında bir kez Docker container'ı ayağa kaldırmıştır; CV'ye "Kubernetes & Cloud Orchestration Uzmanı" yazar.

Yalan, sistemin zorunlu kıldığı bir hayatta kalma refleksine dönüşmüştür.

Üçüncü Perde: Canlı Mülakatta Akıl Tutulması

Ve büyük gün gelir: Canlı teknik mülakat.

Şirketin mülakatı yapan mühendisi ekranda belirir. Şirketin kendi kod tabanı spagettiye dönmüştür, veritabanında tek bir indeks bile yoktur, mimari her cuma çökmektedir. Ama o an mülakatı yapan kişi kendini bir Turing Ödülü jürisi gibi konumlandırır.

Adaya şunu sorar:
"Ekranı paylaş ve beyaz tahtada (Whiteboard) bana bir ikili ağacı (binary tree) tersine çeviren ve karmaşıklığı O(log⁡n)O(\log n) olan algoritmayı kodla."

Aday terler. O algoritmayı gerçek meslek hayatında bir kez bile kullanmayacağını ikisi de çok iyi bilmektedir. Ama aday önceki hafta LeetCode'da o soruyu ezberlemiştir. Rolünü mükemmel oynar; sanki o an düşünüyormuş gibi tavana bakar, sakalını kaşır ve ezberlediği çözümü tahtaya yazar: "Hocam burada dinamik programlama yaklaşımıyla bellek karmaşıklığını minimize ettim."

Mülakatı yapan mest olur: "Harika bir algoritma vizyonu!"

İki taraf da rolünü kusursuz oynamıştır. Aday işe kabul edilir.

Dördüncü Perde: Gerçeklikle Çarpışma

Ve ilk iş günü. Çocuk heyecanla ofise gelir. "Acaba bugün hangi dağıtık algoritmayı optimize edeceğim, hangi Kubernetes pod'larını uçuracağım?" diye bekler.

Kıdemli mühendis yanına gelir, eline bir dosya tutuşturur:
"Hoş geldin kardeşim. Bizim muhasebe her ay sonunda logları Excel'e aktarıyor, oradaki tarih formatı bozuk çıkıyormuş. Şu PHP dosyasındaki string fonksiyonunu düzeltiver."

Çocuk ekrana bakar. 15 yıllık dokümantasyonsuz, tek bir satır testi olmayan, spagetti bir kod yığını... Mülakatta sorulan o ikili ağaçlardan, o Rust fantezilerinden, o Kafka kuyruklarından eser yoktur!

Şirket ikili ağaç tersine çevirebilen dahi aramıştır; ama ihtiyacı olan tek şey o tarih formatını düzeltecek sabırlı bir zanaatkardır.

Bu Tiyatroyu Kim Bitirecek?

Bu hastalıklı performans sanatı; sektörü gerçek mühendislikten, dürüstlükten ve verimlilikten koparıp koca bir ezbercilik sirkine dönüştürdü.

Şirketler mimari krizleri çözecek, soğukkanlılıkla sistemi ayakta tutacak adam aramıyor; mülakatta ezberlediği kalıpları en özgüvenli şekilde satan kişiyi işe alıyor. Sonra da o sistemlerin neden sürekli çöktüğünü merak ediyorlar.

Gerçek bir mülakat; adayın LeetCode hafızasını test etmek değildir.
Gerçek bir mülakat;

  • Adayın önüne şirketin gerçek, kanayan bir bug'ını koyup "Bunu nasıl araştırırsın, nereden başlarsın?" diye sormaktır.
  • Adayın daha önce yaptığı hataları, patlattığı sistemleri nasıl toparladığını dürüstçe dinlemektir.
  • İki tarafın da maskelerini çıkarıp, gerçek problemleri konuşabilme cesaretidir.

Tiyatroyu bırakın.
Ezber kalıpları çöpe atın.
Ve masaya rol yeteneğinizi değil; gerçek, çıplak ve sahici mühendislik namusunuzu koyun.