Sağlık sektörünün ve tıp sosyolojisinin en trajikomik figürlerinden biri "fason muayenehane" heveslileridir.
Kadıköy'de veya Şişli'de şık bir plazanın üçüncü katında iki odalı bir ofis kiralanır. Kapıya pirinç levhayla gösterişli bir tabela asılır: "Uluslararası Biyoteknoloji ve İleri Tanı Laboratuvarları Merkezi."
İçeride beyaz önlük giymiş, boynuna stetoskop asmış bir beyefendi hastayı ağırlar. Masada broşürler, duvarda monitörler parıldar. Beyefendi hastaya gururla anlatır:
"Efendim, bizim Zürih ve Viyana'daki genetik araştırma merkezlerimizde kanınızı en ileri PCR robotlarımızla inceleyeceğiz. Kendi laboratuvar ekibimiz 7/24 çalışıyor."
Hasta sanır ki karşısında Nobel ödüllü bir tıp dehası ve arkasında yüz milyon dolarlık bir araştırma hastanesi vardır!
Oysa gerçekte ne olmaktadır biliyor musunuz?
Hasta kanını tüpe verip kapıdan çıktığı o ilk dakikada; o beyaz önlüklü beyefendi kan tüpünü sıradan bir poşete koyar, arka sokaktaki bir devlet hastanesinin acil biyokimya laboratuvarında çalışan stajyere 100 lira verip el altından tahlil yaptırmaya koşar!
Ve ertesi gün hastane laboratuvarının santrifüj cihazı bozulup tahlil geciktiğinde, hasta telefon açınca ahizeden o tarihi yalan yükselir:
"Ahmet Bey, Zürih'teki ana genetik merkezimizdeki kuantum sekanslama robotlarımızda planlı bir kalibrasyon bakımı var, ekiplerimiz müdahale ediyor!"
Türkiye'deki dijital ajanslar, butik reklamcılar ve freelance web geliştiricileri dünyasında da tam olarak bu sahte laboratuvar tiyatrosunu birebir sahneleyen, her gün binlerce KOBİ'yi büyüleyen meşhur bir sektör şaheseri vardır: Aylık 250 Liralık Reseller (Bayi) Paketi Alıp, Müşterisine "Kendi Veri Merkezimiz Var" Diyen Ajans Patronluğu.
Müşteri Toplantısındaki Silikon Vadisi Havası
Toplantı Beşiktaş'ta veya Levent'te üçüncü nesil bir kahvecide veya şık bir plazanın toplantı odasında yapılır.
Masada yerel bir mobilya üreticisi veya tekstil ihracatçısı patron oturmaktadır. Karşısında ise son model MacBook'unun kapağını açmış, siyah boğazlı kazak giymiş 26 yaşındaki "Creative Director / Agency Founder" oturur.
Müşteri web sitesi için el sıkışır: 40.000 TL web tasarım bedeli.
Sıra hosting ve barındırma konusuna gelir.
Ajans patronu ses tonunu iki oktav kalınlaştırır, yüzüne derin bir mühendislik ciddiyeti yerleştirir:
"Hasan Bey, biliyorsunuz piyasada ucuz hosting firmaları var ama biz kurumsal firmalarla çalıştığımız için asla öyle yerlerle iş yapmayız. Bizim hem Bursa'da hem de Almanya Frankfurt'ta kendi özel Tier-3 veri merkezi sunucularımız ve bağımsız kabinlerimiz var. 7/24 çalışan Ağ Operasyon Merkezimiz (NOC) sunucularımızı izler. Çift fiber omurgamız, DDoS kalkanımız ve yedek jeneratörlerimizle siteniz asla kapanmaz. Bu özel altyapı için yıllık sunucu barındırma bedelimiz sadece 7.500 TL."
Hasan Bey büyülenir. Karşısındaki genci adeta Elon Musk'ın Türkiye temsilcisi zanneder. Hemen çeki yazar: "Helal olsun çocuklara, adamların Almanya'da veri merkezleri varmış!"
Sahne Arkasındaki Çıplak Gerçek: 250 TL'lik WHM Paneli
Peki o toplantı bittikten sonra ajans patronu ne yapar?
Hemen laptopunu açar.
Türkiye'deki popüler bir yerel hosting firmasının (veya Hetzner'deki ucuz bir kiralık sunucu sağlayıcısının) web sitesine girer.
Oradan ne alır biliyor musunuz?
"Limitsiz Bayi Hosting Paketi (Reseller Cpanel / WHM)"
Aylık maliyet: KDV dahil 249 TL!
Özellikler:
- 50 Adet cPanel Hesabı Açma Hakkı
- 100 GB Paylaşımlı Disk
- Ortak paylaşımlı tek bir IP adresi!
Ajans patronu WHM paneline girer:
Create a New Account butonuna basar.
Hasan Bey'in alan adını yazar: hasanmobilya.com.
Beş saniye içinde hesap açılır.
Ajans patronu arkasına yaslanır.
Kendi cebinden ayda 5 lira maliyeti olan bir paylaşımlı hosting alanını, Hasan Bey'e yıllık 7.500 liraya "Frankfurt'taki özel Tier-3 kabinimiz" masalıyla başarıyla satmıştır!
Tam bir finansal arbitraj şaheseri!
Çöküş Günü: Gerçek Veri Merkezinde Sigorta Attığında
Bu tatlı rüya aylar boyunca tıkır tıkır işler. Ajans patronu aynı 250 liralık reseller paketinin içine 40 tane farklı müşteriyi (dişçiyi, avukatı, çiçekçiyi, oto galericiyi) balık istifi gibi doldurur.
Ta ki o kara Salı günü saat 14:15'e kadar.
O asıl hosting firmasının bulunduğu veri merkezinde rutin bir bakım yapılır veya omurga switch'lerinden birinin güç kablosu çıkar. Sunucu aniden on dakikalığına kesintiye uğrar.
Ve o anda ajans patronunun telefonu çılgınca çalmaya başlar!
Aynı anda 40 farklı müşteri aramaktadır!
- Hasan Mobilya: "Sitem açılmıyor!"
- Diş Kliniği: "Randevu alamıyoruz!"
- Hukuk Bürosu: "Maillerimiz durdu!"
Ajans patronunun kalbi fırlar. Ofisin içinde kan ter içinde volta atmaya başlar.
Müşterilerine ne diyecektir?
"Ben aslında veri merkezi sahibi değilim, ayda 250 liraya bayi paketi almıştım, adamların sunucusu çökmüş ben de bekliyorum" diyebilir mi?
Asla! Bu kendi kurduğu o devasa imparatorluk yalanının intiharı demektir!
WhatsApp Gruplarındaki Epik Senaryolar
Ve o meşhur kurumsal tiyatro başlar.
Ajans patronu WhatsApp Business üzerinden tüm müşterilerine acil durum bülteni geçer:
"Değerli Müşterilerimiz,
Frankfurt ve Bursa veri merkezlerimizin ana fiber omurga hattında Avrupa çapında yaşanan global bir sismik kablo arızası ve buna bağlı gelişen uluslararası DDoS saldırısı tespit edilmiştir. Siber güvenlik ve Ağ Operasyon Merkezi (NOC) mühendislerimiz şu an kabinlerimizde acil durum protokollerini devreye almış olup, yedek BGP anonsları yapılmaktadır. Kısa süreli dalgalanma için özür dileriz."
Vay canına! Metne bakın; sismik arızalar, siber tatbikatlar, NOC ekipleri, BGP anonsları!
Müşteriler okur: "Vay be, adamlar ne büyük küresel bir savaş veriyor meğerse!"
Peki aynı saniyelerde o ajans patronu gerçekte ne yapmaktadır?
Arka planda o 250 liralık hosting firmasının destek sisteminde ağlayarak bilet yazmaktadır:
"Abi kurbanınız olayım açın şu sunucuyu! Bütün müşterilerim arıyor, rezil oldum, mahkemeye verecekler beni, iflas edeceğim! İki dakikalığına da olsa açın nolur!"
O kudretli "veri merkezi patronu", iki satırlık cPanel desteği bekleyen çaresiz bir stajyere dönüşmüştür.
Aracı Olmanın Ağır Bedeli
Bilişim sektöründe reseller (bayi) olmak ayıp bir şey değildir; meşru ve karlı bir iş modelidir.
Fakat ayıp ve tehlikeli olan şey; olmadığınız bir altyapının kibrini satmaktır.
- Müşterinize karşı dürüst olun: "Biz web geliştirme ajansıyız. Sunucu altyapımızı Türkiye'nin ve dünyanın en büyük lider sağlayıcılarından tedarik ediyoruz" demek bir eksiklik değil, profesyonel bir şeffaflıktır.
- Kriz anında sorumluluktan kaçamazsınız: Aradaki katman olmanın komisyonunu cebe indirirken patron, kesinti olduğunda ise suçu görünmez güçlere atan bir aracı olmak itibarınızı bir günde sıfırlar.
- Katma Değer Üretin: Sadece cPanel hesabı açıp aradaki farkı cebe indirmek ajanslık değildir. Gerçek barındırma hizmeti; müşterinin sitesini optimize etmek, haftalık bağımsız harici yedeklerini almak ve güvenlik yamalarını takip etmektir.
Tıpta başkasının laboratuvarına güvenip ameliyat masasında yalan söyleyen doktorun foyası ilk krizde ortaya çıkar.
Bilişimde de 250 liralık bayi paketiyle veri merkezi patronluğu oynayan ajansın maskesi, ilk switch kesintisinde yere düşer. Altyapınız neyse o olun; çünkü kablo koptuğunda sahte unvanlar değil, çıplak gerçekler konuşur.