Bir yazılımcının zihinsel durumunu anlamak istiyorsanız ona nasıl hissettiğini sormayın. Tarayıcısına bakın. O küçücük sekme çubuğundaki kaos, o insanın beyninin anlık bir röntgenidir.
Beş sekme açık olan bir yazılımcı, hayatını kontrol altına almış, Zen durumuna ulaşmış ve muhtemelen yakın zamanda tatilden dönmüş bir insandır. On sekme normal. Yirmi sekme, aktif bir proje üzerinde çalışıyordur. Kırk sekme, biraz stresli ama idare ediyor. Altmış sekme, deadline yaklaşıyor. Seksen sekme, artık hangi sekmenin hangi projeye ait olduğunu ayırt edemiyor. Yüz sekmenin üstünde, sekme başlıkları artık sadece favicon (site ikonu) olarak görünüyor çünkü yazı sığmıyor. Ve yüz elli sekmenin üzerindeyse... O insan ya bir dahi ya da yardıma ihtiyacı var. Genellikle ikincisi.
Bu durumu çok iyi tanıyorum çünkü kendim kronik bir sekme biriktiriciydim. Ve bunun arkasındaki psikolojiyi yıllar içinde çözdüm.
Her açık sekme, aslında beyninizdeki "bunu daha sonra oku", "buna daha sonra bak" veya "bunu unutma" diye ertelediğiniz bir görevin dijital manifestosudur. Bir Stack Overflow sorusu açıktır çünkü "belki lazım olur". Bir Medium makalesi açıktır çünkü "bunu okumalıyım ama şimdi değil". AWS dokümantasyonu açıktır çünkü "daha önce burada bir şey bulmuştum ama hatırlamıyorum neredeydi". YouTube'da bir konferans konuşması açıktır çünkü "bunu izleyeceğim bir gün". O gün asla gelmez ama sekmeyi kapatmaya da cesaretiniz yoktur. Çünkü o sekmeyi kapattığınız an, oradaki bilgiye bir daha asla ulaşamayacakmışsınız gibi bir kayıp hissi yaşarsınız.
Aslında bu bir karar verememe (decision paralysis) ve biriktirme (digital hoarding) sorununun tezahürüdür. Biz yazılımcılar, bilginin her gramının değerli olduğuna inanırız. Her makale, her Stack Overflow cevabı, her GitHub reposu potansiyel olarak gelecekte bir gün işimize yarayabilir. Ve bu "belki lazım olur" düşüncesi, tarayıcımızı da zihnimizi de tıkıyor.
Bir gün cesaret edip tüm sekmelerimi kapatmayı denedim. Hepsini. 127 sekme. "Bookmark'la" bile demedim, direkt kapattım. Kalp atışım hızlandı, bir anlık panik hissettim ama sonra öyle garip bir hafiflik çöktü ki... Sanki beynimin RAM'i (çalışma belleği) aniden boşalmış gibiydi. O an fark ettim ki, o 127 sekmenin her biri zihnimde bilinçaltı bir yük oluşturuyormuş. Her biri "beni unutma" diye bağıran küçük bir görevmiş.
Bugünkü kuralım çok basit: Eğer bir sekmeyi 24 saat içinde okumadıysam veya kullanmadıysam, o sekme benim hayatım için gerçekten önemli değildir. Kapanır ve dünya yıkılmaz. Eğer gerçekten lazım olursa, zaten Google onu tekrar bulacaktır. Tarayıcınızı temizleyin, zihninizi temizlemiş olursunuz. Ve eğer birisinin tarayıcısında 200'den fazla sekme açıksa, ona "Nasılsın?" diye sorun. Gerçekten sorun. Çünkü o insan iyi değil.