Şirketinizin yönetim masası toplanır. Yurt dışındaki modern şirketlere özenilerek binlerce dolar lisans parası ödenir ve dünyanın en sofistike proje yönetim araçları satın alınır: Jira, Linear, Asana...

Pazartesi sabahı iki saat süren o kutsal "Sprint Planning" (Dönem Planlama) toplantısı yapılır. Her bir özellik incelenir, biletler açılır, kabul kriterleri (acceptance criteria) yazılır, story point'ler tartışılır ve ekibin kapasitesi saniyesine kadar hesaplanıp kilitlenir. Ortam adeta bir İsviçre saat fabrikası kadar disiplinli ve kusursuzdur.

Ama Salı sabahı saat 10:45 olduğunda; Türk iş kültürünün o kadim, sinsi ve önüne çıkan tüm planlamaları yerle bir eden görünmez balyozu devreye girer.

Yöneticiniz veya yan departmandan bir pazarlamacı masanızın kenarına yanaşır (veya Slack'ten o meşhur mesajı atar):
"Kanka müsaitsen şuna bi' bakıversene ya, valla iki dakikalık iş, müşteriye acil lazım."

Ve işte o an; pazartesi günü kurulan o binlerce dolarlık Jira mimarisi, Agile manifestoları ve sprint taahhütleri bir çöp torbası gibi pencereden aşağı fırlatılır.

Hoş geldiniz; burası "Bi' Bakıver Kültürünün" hüküm sürdüğü yerel teknoloji cehennemidir.

"İki Dakikalık İş" Efsanesi

Yazılım sektörünün en büyük yalanı, bir işin "iki dakikalık" olabileceği masalıdır.

O masum görünen "Butonun yerini azıcık sağa kaydırıver" talebi hiçbir zaman iki dakika sürmez:

  • Önce mevcut çalıştığınız o derin, karmaşık algoritmanın başından kalkarsınız. Zihninizdeki o kırılgan odaklanma kalesi (context) tuzla buz olur.
  • Git'te üzerinde çalıştığınız branch'i stash'lersiniz. Yeni bir branch açarsınız.
  • Kodu açtığınızda görürsünüz ki o buton, CSS'in en karanlık z-index ve flexbox kurallarıyla birbirine dolanmış 10 farklı bileşene bağlıdır. Sağa kaydırdığınızda mobil arayüz patlar.
  • O hatayı düzeltirsiniz, test edersiniz, commit atarsınız, CI/CD pipeline'ını beklersiniz...

İki dakikalık iş, günün tam üç saatini yutar.

Ama felaket bununla da bitmez. O iş bittiğinde aynı kişi gülümseyerek gelir: "Harikasın ya! Hazır oradayken şu metni de değiştiriversene, bir de rengini lacivert yapalım."

Ve gün biter.

Görünmez Emeğin Kara Deliği

Cuma günü öğleden sonra "Sprint Review" toplantısı gelir çatar.
Jira tahtası ekrana yansıtılır. Yöneticiniz kaşlarını çatarak size bakar:
"Ahmet, sprint'e aldığımız 5 biletten 3'ü bitmemiş, hâlâ 'In Progress' görünüyor. Neden yetiştiremedin? Bir sorun mu var?"

O an boğazınız düğümlenir. Ezilir, büzülürsünüz.
İçinizden haykırmak gelir: "Ben bütün hafta senin ve pazarlamanın WhatsApp'tan attığı o 'bi' bakıver' işleriyle boğuştum!"

Ama söyleyemezsiniz; söyleseniz de bir anlamı yoktur. Çünkü Jira tahtasında o harcadığınız 20 saatin tek bir satır resmi kaydı yoktur! O emek şirket sisteminde buharlaşmış, gayriresmi sohbetlerin kara deliğinde yutulmuştur.

Siz bütün hafta şirketin gerçek krizlerini çözmüş, yangın söndürmüşsünüzdür; ama sistemin gözünde "İşini yetiştiremeyen tembel bir yazılımcı" olarak yaftalanırsınız.

Feodal Samimiyet vs. Kurumsal Disiplin

Bu çarpıklığın kökeni, bizim toplumumuzun kuralları ve süreçleri "soğukluk" veya "bürokrasi"; gayriresmi ilişkileri ise "samimiyet" olarak kodlamasından gelir.

Bir iş arkadaşınıza veya yöneticinize "Bunu Jira'dan bilet olarak açar mısın, sprint planımıza ekleyelim" dediğinizde; karşı taraf bunu profesyonel bir süreç olarak değil, kişisel bir hakaret olarak algılar:
"Aramızda biletin lafı mı olur canım, iki dakikalık şey için prosedürle mi uğraşacağız, yabancı mıyız biz?"

İşte feodal kültür ile modern mühendislik disiplini tam bu cümlede çatışır.

Yazılım geliştirme süreci bir kahve ısmarlama jesti değildir. Yazılım; binlerce parçanın birbiriyle konuştuğu, her bir değişikliğin test edilmesi, belgelenmesi ve takip edilmesi gereken matematiksel bir sistemdir. Bir sistemi "arkadaş hatırına" kodlamaya başladığınız an, o sistemin mimarisini çöpe atmışsınızdır.

Bu Cendereden Nasıl Çıkılır?

Bir mühendis olarak akıl sağlığınızı ve profesyonel itibarınızı korumak istiyorsanız; "bi' bakıver" kurşunlarına karşı kendinize kurşun geçirmez bir zırh örmek zorundasınız:

  1. "Jira'da Olmayan İş, Dünyada Yoktur" Kuralı: Ne kadar samimi olursanız olun, kapınıza gelen herkese aynı sakin ve sarsılmaz cevabı verin: "Seve seve bakarım. Ama bunu unutmamam ve mevcut işimi bölmemem için hemen Jira'dan bir bilet açıp bana atar mısın?"
  2. Kendi Biletinizi Kendiniz Açın: Eğer yönetici inatla bilet açmıyorsa ve işi yapmanız zorunluysa; o işe başlamadan önce Jira'ya bizzat kendiniz girin: "Ad-hoc Talep: Pazarlamanın acil buton değişikliği (3 saat)" yazıp tahtaya koyun. Emeğinizi görünür kılın.
  3. Maliyetini Masaya Koyun: Yöneticiniz araya acil bir iş sıkıştırmak istediğinde ona düşmanca değil, rasyonel bir seçenek sunun: "Bu işe şimdi başlarsam, sprint'teki X özelliğini ertelemek zorunda kalacağım. Hangisini öncelememi istersiniz?" Kararın sorumluluğunu ona iade edin.

Süreçler insanları yavaşlatmak için değil; insanları kaostan ve haksız suçlamalardan korumak için vardır.

"İki dakikalık" yalanlara teslim olmayı bırakın.
Planınıza, emeğinize ve zanaatınıza sahip çıkın.

Çünkü sınırlarını koruyamayan bir mühendisin kodunu da, kariyerini de eninde sonunda başkalarının kaprisleri yönetir.