İş ilanlarında veya mülakatlarda İK uzmanlarının ve şirket yöneticilerinin gözleri parlayarak kurduğu o sihirli cümleyi hepimiz ezbere biliriz:
"Bizde esnek çalışma saatleri (flexible hours) uygulanıyor. Saat 9-5 kalıplarına inanmıyoruz, önemli olan işin bitmesi."

Kulağa ne kadar çağdaş, ne kadar Avrupai ve özgürlükçü geliyor, değil mi?

Medeni bir dünyada esnek çalışma saatinin tanımı çok basittir: İster sabah 7'de başla öğleden sonra 3'te bitir, ister gece çalış; ama haftalık 40 saatlik yasal emek sınırını aşma. İşini yap ve geri kalan zamanda kendi hayatını yaşa.

Peki, Türkiye şartlarına geldiğimizde bu kavram nasıl bir ucubeye dönüştü?

Türkiye'deki yazılım ve teknoloji ekosisteminde "Esnek Çalışma"; mesainin sınırlarının tamamen ortadan kaldırılması ve yazılımcının haftanın 7 günü, günün 24 saati şirketin tapulu mülkü haline getirilmesi demektir.

Gece 02:30: "Ufak Bir Şey Var, Bakabilir misin?"

Cuma akşamı mesainizi bitirmiş, sevdiklerinizle oturmuş dinleniyorsunuzdur.
Saat gece 02:30. Telefonunuz çalar ya da Slack'ten bildirim düşer:
"Canım kusura bakma rahatsız ediyorum, canlıda ufak bir sorun var da müşteriler şikayet ediyor, bir bakıver sana zahmet."

O "ufak sorun" asla ufak değildir. Bilgisayarı açarsınız. Veritabanı şişmiştir, üçüncü parti bir API patlamıştır. Gece 02:30'da başladığınız debug seansı, sabah ezanı okunurken, saat 06:00'da kan çanağına dönmüş gözlerle hotfix atılarak biter.

Peki sonra ne olur?

Pazartesi günü geldiğinde kimse size "Sen cuma gecesi şirket için 4 saat uykusuz kaldın, işte fazla mesai ücretin" demez. Kimse "Bugün dinlen, işe gelme" demez. Hatta sabah saat 09:30'daki "Daily Scrum" toplantısına iki dakika geç kalsanız, aynı yönetici kaşlarını çatarak size hesap sorar.

O geceki emeğiniz ne olmuştur?
O emek, şirketin o meşhur manevi kasasına hibe edilmiştir. Adı da "Mühendislik Sorumluluğu" ve "Aidiyet Duygusu" konulmuştur.

Paramedik Nöbeti vs. Yazılımcı Köleliği

Bir paramedik olarak 112 ambulansında 24 saatlik nöbet sisteminde çalıştım.
Evet, 24 saat boyunca uyumazsınız. Kanla, krizle ve ölümle savaşırsınız.

Ama o sistemin arkasında çok net, yazılı ve tavizsiz bir hukuk vardır:

  • Nöbete girdiğiniz saat bellidir, çıktığınız saat bellidir.
  • Tuttuğunuz her bir fazla saatin nöbet ücreti ve risk tazminatı kuruşu kuruşuna ödenir.
  • Ve en önemlisi: 24 saatlik nöbetten çıktığınız an, devlet size kanunen en az 48 saat kesintisiz dinlenme hakkı tanır. O 48 saat boyunca hiç kimse sizi arayamaz, hiç kimse "Hadi gel bir vakaya daha bakıver" diyemez. Çünkü yorgun bir sağlıkçının bir sonraki hastayı öldüreceğini herkes bilir.

Peki yazılım dünyasında ne oluyor?

Gece 04:00'e kadar prod sunucusunu ayakta tutmak için ter döken yazılımcıdan; sabah saat 09:00'da kamerasını açıp gülücükler saçarak yeni sprint biletlerini planlaması bekleniyor!

Yorgun bir beynin ertesi gün yazacağı kodun yeni facialar doğuracağını kimse umursamıyor. Çünkü bu sektörde beden ve zihin, tükenene kadar sömürülebilecek bedava birer kaynak olarak görülüyor.

"Biz Burada Bir Aileyiz" Ninnisi

Bu ücretsiz sömürü çarkının en zehirli yakıtı, o meşhur kurumsal manipülasyondur: "Biz bir aileyiz."

Sizden hafta sonu çalışmanız istendiğinde, bayram tatilinde laptop başında nöbet tutmanız beklendiğinde hep aynı duygu sömürüsü devreye sokulur: "Şirketimiz zor bir dönemden geçiyor, hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız."

İyi de, şirket yıl sonunda rekor kâr açıkladığında veya milyonlarca dolarlık yatırım aldığında o kârı aile üyeleri gibi eşit paylaşıyor muyuz? Hayır. O kâr kurucuların ve hissedarların kasasına giriyor; yazılımcıya ise sadece bir teşekkür e-postası ve belki ofiste ısmarlanan soğuk bir pizza düşüyor!

İş kâra gelince katıksız bir kapitalist şirket; iş fedakarlığa ve gece uykusuz kalmaya gelince "fedakar bir aile"... Bu ikiyüzlülüğe artık dur demek zorundayız.

Sınır Çizmek Profesyonelliktir

Bir insanın mesai saatleri dışında bilgisayarını kapatması, hafta sonu gelen şirket aramalarına bakmaması "sorumsuzluk" veya "tembellik" değildir.
Bu, ruh sağlığını ve mesleki sürdürülebilirliğini koruma disiplinidir.

Eğer bir şirketin sistemleri geceleri sürekli çöküyorsa; bunun çözümü mühendislerin gecelerini çalmak değildir. Bunun çözümü; sağlam bir altyapı kurmak, nöbet tutan mühendise yasal nöbet ücretini (On-Call Compensation) ödemek ve ertesi gün ona dinlenme izni vermektir.

Ücretsiz mesai bir fedakarlık değildir. Ücretsiz mesai; işverenin kötü yönetiminin ve vizyonsuzluğunun faturasını kendi gençliğinizle ödemektir.

Emeğinize saygı duyun.
Mesainiz bittiğinde o kapağı kapatmayı bilin.

Çünkü siz bir şirketin kölesi değilsiniz; siz fikriyle, zihniyle ve uzmanlığıyla değer üreten bağımsız birer profesyonsunuz.