Yapay zeka artık röntgen filmlerini radyologlardan daha doğru okuyabiliyor. Deri kanserini dermatologlardan daha erken tespit edebiliyor. Ameliyat robotları cerrahın elinden daha az titreyen kollarla mikroskobik damarları dikebiliyor. Tıbbi literatürü saniyeler içinde tarayıp, nadir bir hastalığın teşhisini koyabiliyor. Teknoloji, sağlık alanında mucizelere imza atıyor ve ben buna bir mühendis olarak içtenlikle hayran kalıyorum.

Ancak bir paramedik olarak, bu teknolojinin asla ve asla çözemeyeceği bir alan olduğunu biliyorum. Ve bu alan, tıbbın en temel ama en az konuşulan parçasıdır: Empati.

Bir gece nöbetinde, yaşlı bir kadının evine çağrıldık. Kadın yerde yatıyordu, düşmüştü ve kalça kemiğinde kırık şüphesi vardı. Tıbbi müdahale protokolü belliydi: Boyun stabilizasyonu, vakum yatak, damar yolu, ağrı kesici ve hastaneye sevk. Bir yapay zeka da bu protokolü kusursuz bir şekilde uygulayabilirdi. Belki benden daha hızlı ve hatasız uygulardı.

Ama o gece beni asıl zorlayan şey kırık kemik değildi. Kadının gözlerindeki o derin korkuydu. "Ölecek miyim?" diye sordu. Titreyen, kuru ve buruşmuş elini bana uzattı. Ben o eli tuttum, gözlerinin içine baktım ve "Hayır teyzeciğim, her şey iyi olacak, seni bırakmıyoruz" dedim. O an eli tutmanın, göz temasının, ses tonunun ve o basit cümlenin yarattığı etkiyi hiçbir algoritma, hiçbir dil modeli ve hiçbir robot kol taklit edemez.

Çünkü empati, veri işlemek değildir. Empati, karşınızdaki insanın acısını bir nebze olsun kendi bedeninizde hissetmektir. O hastanın elini tuttuğunuzda avucunuzdaki ıslak teri hissetmektir. Onun gözlerindeki korkunun, sizin kendi ölüm korkunuzu tetiklemesine izin vermektir. Bir yapay zeka "Korkma" diyebilir ama bunu söylerken kendisi korkmayı bilmez. Korkmayı bilmeyen bir varlığın "Korkma" demesinin, bir insanın ruhuna dokunma ihtimali sıfırdır.

Acil tıpta, özellikle ölüm ve ağır travma vakalarında, tıbbi müdahalenin yanı sıra "İnsani Varlık" (Human Presence) dediğimiz bir kavram vardır. Bazen yapabileceğiniz hiçbir tıbbi müdahale yoktur. Hasta gidiyordur ve siz bunu biliyorsunuzdur. O anda tek yapabileceğiniz, orada olmaktır. Sessizce yanında durmak, elini tutmak ve o insanın bu dünyadan yalnız gitmediğini hissettirmektir. Bu, hiçbir ders kitabında yazmayan ama sahadaki her paramedik ve hemşirenin bildiği en ağır ve en kutsal görevdir.

Bir robot kolun bu görevi yapabildiği günü hayal etmeye çalışıyorum ve yapamıyorum. Tıp, sadece beden tamirciliği değildir. Tıp, en temelinde bir insanın bir başka insana "Sen önemlisin ve ben buradayım" demesidir. Yapay zeka hastalıkları teşhis edebilir, ilaç dozlarını hesaplayabilir, ameliyat yapabilir. Ama bir insanın son anlarında yanında olup, onun hikayesine tanıklık etmeyi; işte bunu asla yapamaz. Çünkü bunun için önce bir hayat yaşamış olmak, acı çekmiş olmak ve ölümün ne demek olduğunu bilmek gerekir. Algoritmalar hesaplar; ama insanlar hisseder. Ve bazı şeyler sadece hissederek yapılabilir.