Geçen hafta bir React componenti yazmam gerekiyordu. Basit bir form, birkaç input alanı, bir submit butonu ve temel bir doğrulama (validation) mantığı. Eskiden bu işi yapmak için klavyeye oturup, aklımdaki yapıyı satır satır kodlardım. State yönetimini düşünürdüm, edge case'leri (uç durumları) tek tek ele alırdım, CSS'ini milimetrik ayarlardım. Bu süreç bana zevk verirdi çünkü o boş ekrandan işlevsel bir ürün çıkarmak, kelimenin tam anlamıyla yaratıcılıktı.
Geçen hafta ise oturdum, AI aracıma ne istediğimi üç cümleyle anlattım ve 15 saniye içinde o componenti bana yazdı. Çalışıyordu. Temizdi. Hatta bazı edge case'leri benim aklıma gelmeden önce kendisi halletmişti. Ben de ekrana baktım ve içimde çok garip, tarif etmesi zor bir boşluk hissettim.
O an kendime şu soruyu sordum: "Eğer bu makine benim yaptığım işi benden daha hızlı, daha ucuz ve bazen daha temiz yapabiliyorsa... Ben tam olarak ne iş yapıyorum?"
Bu soru, 2024'ten itibaren dünyadaki her yazılım mühendisinin kafasının içinde sessizce dönen ama çoğunun yüksek sesle sormaya cesaret edemediği bir varoluşsal krizdir. Çünkü bu soruyu sormak, yıllarca emek verdiğiniz, gece gündüz öğrendiğiniz ve kimliğinizin bir parçası haline getirdiğiniz mesleğinizin belki de birkaç yıl içinde tamamen farklı bir şeye dönüşeceğini kabul etmek anlamına gelir.
Uzun süre bu soruyla boğuştuktan sonra kendi cevabımı buldum ve o cevap beni rahatlattı. Şimdi paylaşayım.
AI, kod yazabilir. Evet. Hatta iyi kod yazabilir. Ancak AI, "neyin yazılması gerektiğine" karar veremez. Bir müşterinin belirsiz ve çelişkili isteklerini dinleyip, o kaosun içinden gerçek ihtiyacı süzüp çıkaramaz. "Bu özelliği şimdi yapmamalıyız, önce şu teknik borcu temizlemeliyiz" diyemez. Bir ekibin moralini okuyup, sprint kapsamını (scope) buna göre ayarlayamaz. Ürün stratejisi belirleyemez, mimari trade-off'ları (ödünleşimleri) tartamaz. Yani AI mükemmel bir tuğla ustasıdır ama mimar değildir.
Biz mühendisler, tuğla ören işçiler olarak başladık. Yıllarca elimizle satır satır kod yazdık ve bu bize o temeli verdi. Ancak mesleğimizin geleceği, tuğla örmekte değil; hangi binanın nereye, neden ve nasıl inşa edileceğine karar vermektedir. AI çağında ayakta kalacak mühendis, "en hızlı kod yazan" değil; "neyin kodlanmaması gerektiğini bilen", sistemi bütünsel gören ve insan ihtiyaçlarını teknik çözümlere çevirebilen mühendistir.
Yani hayır, işsiz kalmayacağız. Ama işimiz değişecek. Ve bu değişime direnenler değil, ona uyum sağlayanlar ayakta kalacak. Tıpkı hesap makinesinin icadından sonra matematikçilerin yok olmayıp, daha üst seviye problemlere odaklanması gibi. Biz de artık tuğla örmekten, şehir planlamaya terfi ediyoruz. Şikayet edecek bir şey yok aslında.