Acil tıp eğitiminin ilk haftalarında hocalarımızın bize öğrettiği ve beyinlerimize kazıdığı altın kural şuydu: "Olay yerine asla koşarak girmeyin." Bu, yeni öğrenciler için anlaşılması çok zor bir kuraldı. Birisi kanlar içinde yatıyor, ailesi çığlık atıyor, saniyeler hayati önem taşıyor ve siz bize "koşmayın" mı diyorsunuz?
Evet. Koşmayacaksınız. Çünkü koşan insan düşünmez.
Koşarak olay yerine giren bir paramedik, ayağını bir moloza takıp düşebilir ve kendisi de hastaya dönüşebilir. Adrenalinle tavan yapmış bir zihinle hastayı değerlendirirken kritik bir bulguyu atlayabilir. Panikle yanlış ilacı yanlış dozda verebilir. Acil tıpta "hızlı" ile "acele" arasında uçurum büyüklüğünde bir fark vardır. Hızlı olmak, ne yapacağını bilip onu verimli bir şekilde uygulamaktır. Acele etmek ise ne yapacağını bilmeden hareket etmektir. Biri hayat kurtarır, diğeri hayat alır.
Bu ders, benim DevOps mühendisi ve şirket kurucusu kimliğime birebir taşındı.
Gece yarısı telefonunuz çalar. PagerDuty veya monitoring sisteminiz size "Production sunucusu yanıt vermiyor" diye bildirim gönderir. O anda içinizdeki ilk dürtü, yataktan fırlayıp panikle bilgisayarı açmak ve aklınıza gelen ilk komutu terminale yazmak olur. "Hemen servisi yeniden başlatayım!", "Şu dosyayı hemen düzenleyeyim!", "Acil veritabanına bağlanıp şu sorguyu çalıştırayım!"
Durun. Koşmayın. Nefes alın.
Panikle çalıştırdığınız o "acil" komut, yanlış sunucuya bağlanmanıza ve sağlam olan sunucuyu da çökertmenize neden olabilir. Hızla düzenlediğiniz o konfigürasyon dosyasındaki bir fazla boşluk (whitespace) veya eksik tırnak, tüm sistemi daha da bozabilir. Sahada gördüm: Yanlış dozda ilaç veren bir sağlık çalışanı ile yanlış sunucuda DROP DATABASE çalıştıran bir mühendis arasında, psikolojik mekanizma olarak hiçbir fark yoktur. İkisi de panikle hareket etmiştir.
Hem acil tıpta hem de DevOps dünyasında bu paniği yenmenin tek silahı "Checklist" (Kontrol Listesi) kültürüdür. Ameliyathanelerde cerrahlar kesiye başlamadan önce bir kontrol listesi okurlar. Pilotlar kalkış öncesi her seferinde aynı listeyi gözden geçirirler. Benim de hem ambulansta hem de sunucu krizlerinde işe yarayan kendi kontrol listelerim var: Hangi sunucudayım? Production mı, staging mi? (Hastanın kimliği doğru mu?) Son yedek ne zaman alındı? (Hastanın bilinen alerjisi var mı?) Bu komutu çalıştırırsam geri dönüşü var mı? (Bu ilacı verirsem geri dönüşü var mı?)
Bu sorular sizi 30 saniye yavaşlatır. Ve o 30 saniye, hayatınızın en değerli 30 saniyesi olabilir. Çünkü o 30 saniye, "Doğru kararı yavaş vermek" ile "Yanlış kararı hızlı verip felaketi büyütmek" arasındaki farktır.
Eğer bir gün gece yarısı sizi uyandıran o alarm çaldığında, içinizdeki o panik sesini duyarsanız, aklınıza benim bu sözümü getirin: Koşmayın. Adım atın, nefes alın, listeye bakın ve düşünerek ilerleyin. Hem sunucu odasında hem ambulansın arkasında en çok hayat kurtaran şey hız değil, soğukkanlılıktır.