Hastanelerin acil servislerinde veya poliklinik koridorlarında en sık duyacağınız anonslardan veya dosya notlarından biri şudur:
"Kardiyoloji konsültasyonu istendi."
"Genel Cerrahi acil konsültasyon."
Bir acil tıp hekiminin önüne karmaşık, göğüs ağrısıyla birlikte atipik EKG bulguları olan ve bilinen böbrek yetmezliği bulunan bir hasta geldiğinde; hekim asla kapıyı kapatıp "Ben 6 yıl tıp okudum, uzmanlığımı aldım, her şeyi tek başıma çözebilirim. Başka bir doktora sorarsam yetersiz olduğumu düşünürler" demez.
Bunu diyen bir hekim bir dahi değil; hastasını mezara göndermeye hazırlanan tehlikeli bir narsisttir.
Hekim hiç vakit kaybetmeden telefonu kaldırır, nöbetçi kardiyoloğu ve nefroloğu arar. Hastanın bulgularını özetler ve çok net bir soru sorar: "Bu EKG'deki dalga formunu ve potasyum yüksekliğini nasıl yorumluyorsunuz? Sizin uzmanlık alanınızdan bir gözle bakabilir misiniz?"
Tıpta Konsültasyon, asla bir acziyet veya bilgisizlik göstergesi değildir. Tam aksine, tıp etiğinin en kutsal kuralıdır: Kendi bilgi ve algı sınırlarının farkında olmak ve hastanın hayatını kişisel egonun üzerinde tutmak.
Peki, aynı sahneyi modern bir yazılım ofisinde veya uzaktan çalışan bir mühendislik ekibinde canlandıralım. Ne görüyoruz?
8 Saat Boyunca Aynı Koda Boş Boş Bakmak
Yazılım sektörünün ofislerinde her gün sessiz, trajik ve inanılmaz derecede maliyetli bir gurur tiyatrosu sahnelenir.
Bir geliştirici karmaşık bir bug ile karşılaşır. Belki bir veritabanı kilitlenmesi, belki garip bir CSS taşması, belki de bir asenkron yarış durumu (race condition). Saat sabah 10:00'dur. Mühendis kodun başına oturur. Bir şey dener, olmaz. Başka bir şey dener, yine patlar.
Saat 13:00 olur. Gözleri kan çanağına dönmüştür.
Saat 16:00 olur. Aynı üç satırlık fonksiyona ellinci kez bakar. Zihni artık felç olmuştur; tünel vizyonuna (tunnel vision) girmiştir, beyni artık harfleri bile ayırt edemiyordur.
Ama yan masada oturan veya Slack'te "aktif" görünen kıdemli çalışma arkadaşına dönüp şu iki kelimeyi bir türlü söyleyemez:
"Ben burada tıkandım. Bir 10 dakikan var mı, birlikte bakabilir miyiz?"
Neden söyleyemez biliyor musunuz?
Çünkü bu sektör zehirli bir "Tek Başına Dünyayı Kurtaran 10x Rockstar Geliştirici" mitosuyla büyütülmüştür. Yardım istemek zayıflık gibi kodlanmıştır. Birine "Ben bunu çözemedim" demek; sahtekar sendromunu (imposter syndrome) tetikleyen, "Acaba benim yetersiz olduğumu mu düşünürler?" korkusunu körükleyen bir tabudur.
Ve o mühendis gününü heba eder. Şirketin binlerce liralık mesaisini yakar. Kendi psikolojisini paramparça eder.
Sonra ne olur?
Akşam saat 18:30'da masanın yanından geçen biri ekrana şöyle bir bakar ve der ki: "Kanka, 42. satırda değişken ismini yanlış yazmışsın, 'user_id' yerine 'userId' yazıyor."
Sekiz saatlik o devasa dram, ikinci bir çift gözün 5 saniyelik bakışıyla buharlaşır gider.
Bilişsel Körlük ve İkinci Bir Beynin Gücü
İnsan beyni, kendi yazdığı bir metindeki veya kodundaki mantık hatasını görmemek üzere evrimleşmiştir. Bir problemi saatlerce düşündüğünüzde, beyniniz artık gerçekte yazan şeyi değil; yazdığını sandığı şeyi görmeye başlar. Buna bilişsel körlük denir.
Tıpta bir cerrahın konsültasyon istemesinin sebebi de budur. Cerrah ameliyat masasındaki dokuya o kadar odaklanmıştır ki, hastanın anestezi monitöründeki ince bir detayı kaçırabilir. Kenarda duran ikinci bir uzmanın "Hocam tansiyon düşüyor" uyarısı hayat kurtarır.
Yazılımda konsültasyon istemek; zayıflık değil, sisteminizi bu bilişsel körlükten kurtaracak bir güvenlik sigortasıdır:
- Ego Değil, Problem Odaklılık: Masadaki asıl hedef sizin ne kadar zeki olduğunuzu kanıtlamak değildir; o biletin (task) çözülüp şirketin değer üretmesidir.
- Pair Programming (Eşli Programlama): İki mühendisin tek bir ekrana bakması "iki kat maliyet" değildir; 8 saatlik körlüğü 15 dakikaya indiren devasa bir verimlilik kaldıracıdır.
- "Bilemedim" Diyebilme Özgürlüğü: Bir ekipte junior'ından senior'ına kadar herkes "Ben bu konuyu bilmiyorum, bana anlatabilir misin?" diyebildiği gün, o ekip yenilmez bir öğrenme organizasyonuna dönüşür.
Kibrin Maliyetini Şirketler Öder
Bir hastanede egosu yüzünden konsültasyon istemeyen bir doktor hastanın canına mal olur.
Bir teknoloji şirketinde kibri yüzünden yardım istemeyen bir yazılımcı ise projenin gecikmesine, mimarinin yamalı bohçaya dönmesine ve ekibin tükenmesine neden olur.
Klavye başında tek başınıza acı çekmeyi bir kahramanlık zannetmeyi bırakın.
Ekranın karşısında donup kaldığınızda, derin bir nefes alın ve yanınızdaki insana seslenin:
"Konsültasyon rica edebilir miyim?"
Göreceksiniz ki yardım istemek kıdeminizi eksiltmez; aksine sizi kibirli bir kod yazıcısından, olgun bir sistem mühendisine dönüştürür.