Teknoloji dünyasında çalışmanın en konforlu yanlarından biri, başarısızlığın (failure) genellikle çok ucuz ve geri döndürülebilir olmasıdır. Bir web sitesini kodlarken devasa bir hata yapabilirsiniz, yanlış bir komutla üretim (production) veritabanını uçurabilirsiniz veya şirketin sunucularını saatlerce erişilemez hale getirebilirsiniz. Elbette o an için kalbiniz deli gibi çarpar, soğuk terler dökersiniz ve "Kovulacağım" korkusu yaşarsınız. Ancak günün sonunda, bir yerlerde her zaman bir yedek (backup) vardır. Git geçmişine dönüp git revert yazarsınız; yaptığınız hata bir network cihazını etkiliyorsa rollback 1 atarsınız sistemi dünkü haline getirirsiniz ve sanki o büyük felaket hiç yaşanmamış gibi kahvenizi yudumlamaya devam edersiniz. Yazılımda, hatalarınızın üzerinde her zaman bir "Geri Al" (Undo) butonu bulunur.

Ancak bir paramedik olarak sahaya çıktığınızda, ambulansın arkasında o siren sesleri eşliğinde bir vakaya giderken o "Geri Al" butonunun var olmadığını bilmek, insana hayatın ne kadar acımasız ve kırılgan olduğunu çok sert bir şekilde öğretir.

Acil tıpta hata yapmanın bedeli ekrana düşen kırmızı bir hata mesajı değildir; bir annenin çığlığı, bir ailenin kararan hayatı veya sedyede yatan birinin son nefesidir. İşin en zor ve psikolojik olarak en yıpratıcı kısmı ise şudur: Bazen hiçbir hata yapmazsınız. Bütün protokolleri harfiyen uygularsınız, ilacı saniyesi saniyesine doğru dozda verirsiniz, kalp masajını kusursuz bir ritimle yaparsınız... Ve hasta tüm çabanıza rağmen yine de hayata tutunamaz ve ölür.

Yazılımda bir kod çalışmıyorsa mutlaka mantıksal bir sebebi vardır. Noktalı virgülü unutmuşsunuzdur veya bir değişken tanımsızdır. Bulursunuz ve çözersiniz. Ancak insan bedeni ve ölüm, kodların o mantıksal dünyasına asla uymaz. Ölümün algoritması yoktur. Bazen bir insanı yaşatmak için elinizden gelen her şeyin %100'ünü yaparsınız ama o bedenin yaşam döngüsü bitmiştir. Ve o hastayı kaybettiğinizde, elinizdeki kanı yıkayıp bir sonraki vakaya gitmek zorundasınızdır.

Hayatımın bu iki zıt dünyasında yaşamak, "Başarısızlık" (Failure) kavramına olan bakışımı tamamen değiştirdi. Eskiden kod yazarken veya bir projeyi hayata geçirirken hata yapmaktan çok korkardım. Her şey mükemmel olsun isterdim. Ancak ambulans nöbetlerinden sonra, terminal ekranında aldığım o kırmızı "Error" mesajlarına gülümsemeye başladım. Sunucu mu çöktü? Yeniden başlatırım. Kod mu patladı? Baştan yazarım. Gecenin bir yarısı projem mi iptal oldu? Yeni bir repo açarım.

Çünkü artık biliyorum ki; nefes aldığınız, geri dönüp hatanızı düzeltebildiğiniz ve kaybettiğiniz şeyin sadece "veri" olduğu hiçbir durum gerçek bir başarısızlık değildir. Gerçek başarısızlık, ölümün geri döndürülemez kesinliğidir. O kesinlikle yüzleştikten sonra, hayattaki diğer tüm hatalar ve kayıplar sadece yeniden derlenmeyi (recompile) bekleyen küçük kod parçacıklarından ibaret kalıyor. Hata yapmaktan korkmayın, çünkü hala düzeltebilecek kadar hayattasınız.