Yazılım dünyasında kariyer yolculuğu genellikle şöyle başlar: Üniversitede veya kendi başınıza kod yazmayı öğrenirsiniz. İlk freelance işinizi alırsınız. Birisi size "Bana bir web sitesi yap" der, siz de yaparsınız. Para hesabınıza düşer ve o an dünyanın en güzel hissi yaşanır: Kendi emeğinizle, kendi bilginizle para kazandınız. Patronunuz yoktur, istediğiniz saatte çalışırsınız, pijamayla iş yapabilirsiniz. Özgürlük!

Sonra işler büyümeye başlar. Müşteriler çoğalır. Tek başınıza yetişememeye başlarsınız. "Bir şirket kursam, yanıma birkaç kişi alsam, daha büyük projeler yapabilirim" diye düşünürsünüz. Ve tam o noktada, hiç beklemediğiniz, hayatınızda karşılaşacağınızı tahmin bile etmediğiniz devasa bir karanlık dünya açılır önünüzde: Vergi, muhasebe ve hukuk.

Hiçbir kodlama kursu, hiçbir bootcamp ve hiçbir YouTube tutorial'ı size şunları anlatmaz: KDV (Katma Değer Vergisi) nedir ve ne zaman ödenir? Stopaj nedir? Ba-Bs formu nedir ve neden her ay göndermeniz gerekir? E-fatura ile e-arşiv fatura arasındaki fark nedir? SGK primi ne zaman yatar? Geçici vergi beyannamesi ne demektir? Gelir vergisi ile kurumlar vergisi arasındaki fark nedir? Muhtasar beyanname nedir? MERSIS kaydı nasıl yapılır? KEP adresi neden zorunludur?

İlk kez "Ticaret Sicil Gazetesi" denen şeyi duyduğumda, bunun gerçekten var olan bir gazete olduğuna inanamadım. Şirket kuruluşunuzun bu gazetede yayınlanması gerekiyormuş. Ve bunun bir maliyeti varmış. Ve her değişiklikte tekrar yayınlanması gerekiyormuş. Bir yazılımcı olarak "Neden bu veritabanına kayıt düşmüyor da gazete basılıyor?" diye sorguladığım anı çok net hatırlıyorum.

İlk faturamı kesmek tam bir gün sürdü. E-fatura portalına giriş yapmak, doğru vergi kodunu bulmak, KDV oranını doğru girmek, fatura serisini oluşturmak... Bir API endpoint'i yazmak bundan daha kolaydı. Ve eğer faturayı yanlış keserseniz veya zamanında göndermezseniz cezası var. Nakit akışınızı (cash flow) yönetmek, sunucu yönetmekten çok daha streslidir çünkü yanlış yaptığınızda log dosyası değil, vergi cezası gelir.

Sözleşme hukuku ise ayrı bir kâbus. İlk projelerinizi sözleşmesiz yapmışsınızdır, çünkü "karşılıklı güven" yeterli gelmiştir. Ta ki bir müşteri ödeme yapmayı reddetene kadar. O an "Keşke bir sözleşmem olsaydı" dersiniz. Sonra bir avukat tutarsınız, sözleşme hazırlarsınız ve o sözleşmenin her maddesinin aslında geçmişte birisinin acı çekerek öğrendiği bir dersten doğduğunu fark edersiniz.

Bugün geriye bakıp gülüyorum ama o süreçte çok terlediğimi de itiraf edeyim. Benim tavsiyem şu: Eğer freelancer'lıktan şirket kurmaya geçmeyi düşünüyorsanız, ilk yatırımınız bir sunucu veya bir yazılım aracı olmamalı. İlk yatırımınız iyi bir muhasebeci olmalıdır. İyi bir muhasebeci, sizi vergi cezalarından, SGK borçlarından ve hukuki sorunlardan koruyacak en değerli "altyapı" yatırımınızdır. Kod yazmayı bilirsiniz; ama fatura kesmeyi, vergi planlaması yapmayı ve sözleşme okumayı da öğrenmeniz gerekiyor. Kimse anlatmıyor ama mesleğin yarısı bu.